Temel Denizcilik Terimleri
- Ilker Şenel
- Dec 11, 2025
- 14 min read
**Türkçe Açıklamalı

**ABASO**
Alt ve aşağı [Abaso Gabya yelkeni] (Yelkeni aşağı indir!)
**ABLI**
Seren ve bumba cundalarından aşağı iki tarafa inen sabit halatlar. (Yelken direklerini destekler.)
**ABORDA**
Bir teknenin diğerine, iskeleye veya rıhtıma yanaşması.
**ABOSA**
Dur, tut, bırakma! Geçici olarak durdurmak için verilen komut.
**ABRAMAK**
Kontrol altına almak, komutası altında tutmak, bir durumu idare etmek.
**AÇIKTA EYLENMEK**
Bir teknenin sahilden, iskeleden veya limandan açıkta beklemesi.
**ADMİRALTİ DEMİRİ**
Çapası (çipo) kollarına dik ve hareketli, eski sistem bir çapa türü.
**AGANTA**
Zincir veya halatın kısa bir süre için elde tutulup bırakılmaması. [Aganta iskota, aganta borina borinata]
**AGIZ KUŞAĞI**
Armuz kaplamanın en üst sırası. (Tekne gövdesinin en üst kaplama tahtası)
**ALABANDA**
1. Teknenin iç yan yüzeyi, borda içi.
2. Dümenin 35°'ye kadar basılması için verilen komut.
**ALABURA**
Altüst olma, teknenin ters dönmesi.
**ALAMA KÜREK**
Hep birlikte kürek çekerken, çekmeyi durdurmak için verilen komut.
**ALAMATRA**
Karadeniz'e özgü, genellikle ağaçtan yapılmış balıkçı teknesi.
**ALARGA**
Açıkta demektir. [Alargada bekle, alarga dur] (İtalyanca "largo")
**ALAY SANCAĞI**
Donanmada, törenlerde çekilen özel sancak.
**ALBERABER**
Hep birlikte kürek çekmek için verilen komuta. (Hep beraber!)
**ALESTA**
Hazır olmak, hazır olarak apiko (dikkatli) beklemek. [Alesta tramola]
**ALTABASO**
Bir yelkenin alt yakası, alt ve aşağı anlamında da kullanılır.
**AMORA YAKASI**
Dört köşe bir yelkenin alt ve ön tarafındaki köşe. [Karula yakası]
**ANA GÜVERTE**
Geminin veya teknenin üzerinde yürünen en üstteki, sürekli güvertesi.
**ANA OMURGA**
Postaların bağlandığı, baştan kıça kadar uzanan, teknenin bel kemiği olan ağaç veya metal kısım.
**ANELE**
Hareketli demir halka.
**ANELE BAĞI**
Aneleye yapılan özel bir bağ çeşidi.
**APAZLAMA**
Kemere istikametinden (yan taraftan) gelen rüzgârla yapılan yelken seyri.
**APİKO**
Demirin deniz dibinden kurtulup dimdik (dikey) durduğu vaziyet. Dikkatli beklemek anlamında da kullanılır.
**ARİYA**
İndirmek! [Ariya sancak, ariya kürek] (Sancağı/ kürekleri indir!)
**ARMA**
Gemiyi yürütmek için kullanılan sabit donanım (direk, çarmık, istralya) ve hareketli donanım (yelken, halat) sisteminin tümü.
**ARMUZ**
Güverte ve borda kaplama tahtalarının arasındaki birleşim çizgisi. [Armuz tutmak, armuz kaplama]
**ASKI MAPASI**
Bir demir kaldırmak için bedenine konmuş olan metal halka (mapa).
**ASIRTMA PRAÇERA YELKEN**
Kavançalı (açılı) seren yelkeni. (Rüzgâra karşı seyirde kullanılan bir yelken türü)
**ASOZ**
Omurga ve bodoslamalara, kaplama tahtalarını geçirmek için açılan oyuklar.
**AVARA**
Gemi, bot veya teknenin yanaşık olduğu yerden ayrılması. [Avara etmek!]
**AYBOCU**
Demir zincirinin vinç/ırgat çalıştırılarak aşağı alınması, indirilmesi.
**AYI BAÇAĞI**
Yelkenlerin farklı yönlere (farklı kontralarda) açılması. Genellikle pupa (rüzgâr arkadan) seyrinde.
**AYNALIK**
Kıç bodoslama üzerine konan ve dümen iğneciğinin üzerine oturduğu geniş tahta levha. [Ayna kıçlı tekneler]
**AYNALIK TAHTASI**
Kıç taraftaki oturma yerinde (havuzlukta) arkaya dayanmak için konulmuş tahta levha.
**BABA**
Halat volta etmek için güverteye veya rıhtıma bağlanmış, silindirik biçimli ağaç veya metal eleman.
**BABAFİNGO**
Eskiden, üç parçalı direklerin en üstteki parçası. (Okul gemileri gibi)
**BADARNA ETMEK**
Bir halatın aşınmaması için üzerinin (genellikle mürsel veya sicim ile) sarılması.
**BAKLA**
Zincirin bir halkası.
**BALON-USTURMAÇA**
İçi doldurulmuş veya şişirilmiş, yuvarlak ve yumuşak, tekne çarpışmalarını önleyen yastık.
**BARBARİSKA**
Kaymaması için, sabit bir yere hızlıca yapılan, kolay çözülebilen bir bağ çeşidi.
**BASTİKA (BASTİNA)**
Palangalarda kullanılan, yan tarafı oluklu/karnı yarık özel bir makara.
**BASTON**
Baş tarafta, civadranın üzerinde ileriye doğru uzatılmış çubuk.
**BAŞ**
Bir teknenin ön ve ileri kısmı.
**BAŞ BODOSLAMA**
Omurganın ön ucundan yukarı doğru devam eden, teknenin başını oluşturan ağaç veya metal parça.
**BAŞ KASARA**
Genellikle gemilerin baş tarafında, ana güverteden daha yüksek olan kısım.
**BAŞ OMUZLUK**
Teknenin baş tarafında, kemere ile baş bodoslama arasındaki yuvarlak ve dönüşlü kısım.
**BAŞ PARİMA**
Bir botun baş üzerindeki aneleye bağlanmış, tutunma amaçlı kısa halat.
**BAŞLI**
Teknenin baş tarafının kıça nazaran daha batık (daha derinde) olması.
**BAŞTANKARA ETMEK**
Tekneyi bir sahile veya kumsala baş tarafından oturtmak veya yanaştırmak.
**BAŞÜSTÜ**
Bir botun baş tarafında oturabilecek ve ayakta durulabilecek platform.
**BERMUDA ARMA**
Uzun bir direk ve üçgen yelkenden oluşan, yaygın modern yelkenli tekne arması. [Marconi arma]
**BINDIRME KAPLAMA**
Ahşap teknelerde, kaplama tahtalarının birbiri üzerine bindirilerek çakıldığı kaplama şekli.
**BİTA**
Halat ve zincirleri volta etmek için kullanılan, güverteye sabitlenmiş çift silindirik madeni eleman.
**BOCURUM**
Yelkenli teknelerde, kıç taraftaki direğe (mizana direği) çekilen yelken.
**BORDA**
Teknenin su kesiminden yukarıda kalan yan yüzeyi.
**BORDA FENERİ**
Gece seyirlerinde, yan yönü göstermek için yakılan fenerler. İskele (sol) kırmızı, sancak (sağ) yeşil.
**BORDA İSKELESİ**
Tekneye girip çıkmak için kullanılan, inip kalkabilen merdiven. [Paserella]
**BOSA / BOSA TUTMAK**
Gevşetmek. Bir halat veya zincirin bedeni üzerine bosa tutarak (gevsemeye izin vererek) kontrol etmek.
**BOS ALAMAK**
Gevşek bir halatı germek için fazlasını çekmek.
**BOS VERMEK**
Halatı kaçırmak, gevşetmek.
**BRANDA**
Pamuk veya ketenden yapılan, yelken, örtü veya hamak olarak kullanılan kalın kumaş.
**BUMBA**
Yan yelkenlerin alt yakalarını germek için kullanılan, yatay seren. Yük gemilerinde vinç görevi görür.
**BURGATA**
Halat ve zincir çaplarını ölçmek için kullanılan bir ölçü birimi (1 Burgata ≈ 2.5 cm).
**BÜKÜN**
Halatı veya yomayı oluşturan liflerin/lif demetlerinin sağa veya sola doğru bükülme yönü.
**CAMADAN**
Fırtınalı havalarda yelken alanını küçültmek. [Camadan vurmak]
**CAMADAN BAĞI**
Yelkeni küçültmek için yelken üzerindeki camadan kalçealarını bağlamada kullanılan özel bağ.
**CAMADAN KALÇEALARI**
Yelken üzerinde, camadan bağı yapmak için sıralanmış bağcıklar.
**CANKURTARAN SİMİDİ**
Denize düşenleri kurtarmak için, yuvarlak simit biçiminde, yüzer malzemeden yapılmış aygıt.
**CEVİZ**
Halatların ucuna süs veya tutma amaçlı yapılan, düğüm şeklindeki işleme.
**CIVADRA**
Teknenin baş tarafında, dışarıya doğru eğik olarak uzanan sabit seren. Flok yelkenlerini açmak için kullanılır.
**CUNDA**
Uç demektir. Direk cundası, seren cundası. Cunda yakası: Yelkenin üst köşeleri.
**ÇALIM**
Gemide, baş ile kıç arasındaki inişli çıkışlı hat veya teknenin su altındaki karina formu.
**ÇAMÇAK**
Teknede biriken suyu toplamak için kullanılan tahta kepçe.
**ÇARMIH**
Direkleri yandan desteklemek için her iki bordaya gerilmiş tel halatlar.
**ÇENE**
Omurga ile bodoslamanın birleştiği iç köşe.
**ÇIMA**
Halat, elinçesi veya yomaların uç kısmı.
**ÇIMARIVA**
Personelin, tören veya selamlama için tekne boyunca yan yana dizilmesi.
**ÇIPO**
Özellikle "Admiralti Demiri"nde, kolları birbirine bağlayan, kollara dik hareket eden çubuk.
**ÇÖRDEK YAKASI**
Seren yakalarının geriye bakan kısımları; üçgen yelkenlerdeki en üstteki pik yakası.
**ÇUBUK**
Ana direklere ekleme yapmak için üzerine konulan daha kısa direk parçaları.
**DABILBATIM**
Gemilerde, çift dipli olarak yapılan ve safra/yakıt deposu olarak kullanılan iç bölme. [Double-bottom]
**DENİZ DEMİRİ**
Fırtınada, tekneyi dalgalara karşı stabilize etmek ve sürüklenmeyi yavaşlatmak için denize atılan koni şeklinde branda torba.
**DESE ETMEK**
Bir halatı veya zinciri iyice germek, sıkıştırmak.
**DİNGİ**
Bir çifte kürekle kullanılan, küçük, hafif bot.
**DİREK FİSTANI**
Direğin güverteye girdiği yerdeki kalınlaştırılmış kısmı veya etrafındaki kuşak.
**DÖBLİN**
Bir halatın iki çiması arasındaki sarkık, serbest kısım.
**DÖBLİN ALMAK (VERMEK, TUTMAK)**
Bir halatı, bir babaya veya yere "8" şeklinde iki-üç kez sararak bağlamak.
**DÖKÜNTÜ**
Deniz yüzeyine yakın, görünmeyen tehlikeli kayalık kümeleri.
**DÖŞEKLİ**
Dibi düz olan tekne. (Genellikle tekneler için kullanılır)
**DIRİSA ETMEK**
Yön değiştirmek. [Rüzgârın dirisa etmesi, bumbayı dirisa etmek]
**DÜMEN**
Gemiyi istenilen yöne çevirmek için kıç tarafa monte edilen, yelpaze şeklindeki parça.
**DÜMEN BAŞLIĞI**
Dümen şaftını (milini) kuvvetlendirmek ve yataklamak için üzerine geçirilen madeni başlık.
**DÜMEN BODOSLAMASI**
Dümenin takıldığı, kıç taraftaki dikme. [Kıç bodoslama]
**DÜMEN BOĞAZI**
Dümen yelpazesinden (pala) yukarıda kalan, şaftın geçtiği daha dar kısım.
**DÜMEN DOLABI**
Dümeni çevirmek için kullanılan, yekeye bağlı mekanizma (tekerlek veya kollar).
**DÜMEN DONANIMI**
Dümen dolabından dümen yelpazesine kadar olan tüm mekanik sisteme verilen isim.
**DÜMEN YELPAZESİ**
Dümenin su içinde kalan, esas ana parçası (pala).
**DÜMEN ZAVİYESİ**
Dümen yelpazesi yüzeyinin, teknenin omurgası ile yaptığı açı.
**DÜMENİCİ PUSULASI**
Dümen dolabının hemen önüne konulmuş, dümencinin rotayı takip etmesini sağlayan pusula.
**DÜMENTASI**
Yekenin dümene bağlandığı en üst kısım.
**EGLENMEK**
Bir teknenin çok yavaş yol alarak veya durarak, gideceği yere varması.
**EL DONANIMI**
Mekanik bir aletin (ırgat gibi) arıza durumunda el ile çalıştırılabilmesi için yapılmış yedek donanım.
**EL DÜMENİ**
Kol gücü ile bir taraftan diğer tarafa basılan, basit dümen mekanizması.
**EL İNCESİ**
İncecik, ucunda ağırlık (kurşun) bulunan ve halat bağlanarak atılan, haberleşme veya parekete ipi. [Parekete savlosu]
**EL İSKANDİLİ**
Derinlik ölçmek için, üzeri kulaç taksimatlı, ucuna kurşun ağırlık bağlanmış savlo.
**FAÇA ETMEK**
Seren yelkenlerin bir taraftan prasya (açık) olduğu halde kapatılması.
**FAÇUNA ETMEK**
Badarnanın, aşınmaması için tel veya mürsel ile sıkı sıkıya bağlanması/sarılması.
**FALAKA**
İki matafora (vinç) cundaları arasında bulunan ve can halatlarının bağlandığı tel halat.
**FARS TAHTALARI**
Ahşap bir teknenin sintinesi üzerine, ıslaklığı önlemek ve hava sirkülasyonu için aralıklı olarak döşenen tahtalar.
**FİLİKA**
Gemilerdeki, kürekli ve/veya yelkenli büyük yardımcı tekne.
**FIRDÖNDÜ**
Zincirin veya halatın bükülmemesi (gamba almaması) için aralara konan, dönebilen özel madeni kilit.
**FIRENGİ**
Güvertedeki suyun denize akıtılması için, yalı kütükleri (kenar) üzerinden bordaya açılan oluklu delikler.
**FLADOR**
Çarmıhları germek ve ayarlamak için kullanılan sistem (vida, somun, vs.).
**FLAMA**
Üçgen şekilli sancak.
**FLASA**
Bitkisel halatı meydana getiren en ince iplikçikler.
**FLOK**
Baş tarafta, civadra veya baş istralya üzerine açılan üçgen yelken.
**FORA ETMEK**
Bir yere bağlanmış olan halatın oradan çıkartılması. (Sivil denizcilikte: "MOLA!")
**FRİSKA**
Bütün yelkenleri camadan vurmaksızın (küçültmeden) kullanılabilecek derecedeki sert rüzgâr.
**FUNDO (FUNDA)**
Demir atmak için verilen komut. (Demirle!)
**GABYA**
Çok direkli teknelerde, ana direk ile babafingo çubuğu arasındaki çubuk veya buraya açılan yelken.
**GAGA**
Çapanın kollarının ucundaki, deniz dibine tutunmayı sağlayan tırnakların en uç kısmı.
**GAMBA ALAMAK**
Halatın veya zincirin kendi etrafında dönmesi, burulması.
**GENOVA**
Flok yerine çekilen, çok daha büyük ve güçlü baş yelkeni.
**GERDEL**
Gemilerde kullanılan tahta kova.
**GİZ**
Kıç direkteki (mizanadaki) kısa seren.
**GOMİNA**
Deniz milinin onda biri. (1 Gomina = 185.2 metre)
**GÖNDER**
İnce, düz ve uzunca olarak çekilmiş çubuklar. [Sancak gönderi, filika kanca gönderi]
**GÖZ DEMİRİ**
Bir gemide kullanılan asıl, büyük demirler (ana demirler).
**GRADİN YAKASI**
Bir yelkenin yan kenarları.
**GRANDİ DİREĞİ**
Birden fazla direkli gemilerdeki en yüksek direk.
**GULET**
İki direkli, pruvası kabasorta, grandi direği sübye (yelkenleri direk boyunca) armalı, genellikle ağaç gövdeli geleneksel Türk teknesi.
**GURCATA**
Güvertenin kirişi; veya yelkenli teknelerde, istralyaları açmak için direğe bağlanan yatay kollar.
**GÜVERTE**
Gemilerde ve teknelerde baştan kıça kadar döşenmiş tahta veya madeni platform döşeme.
**GÜVERTE KAPLAMASI**
Güvertenin kaplanması için kullanılan malzeme.
**GÜVERTE HATTI**
Güvertenin, bordadaki izdüşümü (güvertenin bordada bittiği çizgi).
**HALAT**
Bitkisel, sentetik veya çelikten yapılmış, bükülmeye ve çekmeye uygun urgan.
**HALAT BOSA**
Demir atıldıktan sonra, zincirin yükünü ırgattan almak için kullanılan kısa halatlar.
**HAMLA**
Kürek çekilirken, küreğin bir çevrimde aldığı mesafe.
**HAMLA**
Kürekli teknelerde, dümene en yakın kürekçi.
**HAVUZLUK**
Yelkenli veya kürekli bir teknede, kıç tarafta topluca oturulan yer.
**HIRÇA MAPASI**
Zincirin, zincirlikteki ucunun tekne omurgasına bağlandığı kilitli madeni halka.
**HİSA ETMEK**
Bir şeyi yukarı kaldırmak, çekmek. [Hisa sancak, hisa kürek]
**IRGAT**
Demir almada, halatları dolayıp gemiyi yanaştırmada kullanılan, yatay veya dikey kaldırma mekanizması.
**ISKAÇA**
Direk ve civadraların alt başlarının (topuklarının) yerine oturması için açılmış olan yuva.
**ISKANCA**
Değiştirmek. [Nöbet iskanca, vardiya iskanca, kürek iskanca]
**ISKARMOZ**
Kürekli teknelerde, küreğin bağlandığı veya oturduğu, "U" şeklindeki metal veya ahşap parça.
**İSKOTA**
Bir yelkeni kontrol etmek ve rüzgârla doldurmak için kullanılan halat veya palanga donanımı.
**İSKOTA YAKASI**
Bir yelkenin, iskotanın bağlandığı alt ve arka köşesi.
**İÇ OMURGA**
Postaları omurgaya daha sıkı bağlamak için, ana omurga üzerine konan ikinci bir omurga.
**İĞNECİK**
Dümenin kıç bodoslamaya menteşelendiği, erkek ve dişi olarak konmuş pimler/menteseler.
**İSKANDİL**
Denizin derinliğini ölçmek.
**İSKANDİL KURŞUNU**
Derinlik ölçmek için, iskandil savlosunun ucuna bağlanan ağır kurşun.
**İSKANDİL SALVOSU**
İskandil kurşununun bağlandığı, üzeri işaretli (kulaçlı) ince halat.
**İSKARÇA**
Bir liman veya koy içinde, karışık olarak demirlemiş tekneler topluluğu.
**İSKELE**
1. Teknenin sol yarısı.
2. Gemiye girip çıkmak için kullanılan sürme veya inip kalkan merdiven.
**İSKELE TAVASI**
İskelelerin alt ve üstünde, girip çıkarken ilk basılan platform.
**İSPAVLO**
Katranlanmamış kendirden yapılmış, ince iki kollu sicim.
**İSTİNGA**
Bir yelkeni toplamak (indirmek) için kullanılan halat. [Hareketli donanım]
**İSTİNGA ETMEK**
Yelkenleri toplamak.
**İSTRALYA**
Direk ve çubukları baştan ve kıçtan destekleyen, gergin sabit arma halatları.
**İSKAMPAVYA**
Savaş gemilerinde personel taşımakta kullanılan, büyük, motorlu filika.
**KABASORTA ARMA**
Serenleri direklere dik ve yatay olan, dört köşe yelkenli geleneksel arma tipi.
**KALASTRA**
Filikaların üzerine oturtulduğu, güverte üstündeki ağaç veya metal kürsü.
**KALOMA**
Demir üzerinde yatan bir teknenin, suya saldığı zincir miktarı. Ayrıca boşluk, tolerans anlamında.
**KALOMA ETMEK (VERMEK)**
Demir zincirini daha fazla salmak.
**KANA RAKAMLARI**
Gemilerin çektikleri suyu göstermek için baş ve kıç taraflara yazılmış rakamlar.
**KANDİLİSA**
Yelkeni yukarı kaldırmak (açmak) için kullanılan halat. (Mandar, ıstrise, çördek gibi farklı isimleri vardır.)
**KAPELE MUSAMBA**
Güverte aletlerini (pusula, dümen dolabı vb.) korumak için brandadan yapılmış kılıfları geçirmek.
**KAPLAMA**
Tekne gövdesini oluşturmak için postalar üzerine kaplanan saç veya tahtalar.
**KAPORTA**
Gemi içindeki kapılara veya güverteden aşağı inen merdiven kapaklarına denir.
**KARANFİL**
Pruva ve grandi direk cundaları arasında çekilen destek halatı.
**KARAVELE KAPLAMA**
İçi kutrani, dışı armuz olan karma bir kaplama şekli.
**KARİNA**
Bir teknenin su altında kalan dış kısmının tümü.
**KARULA YAKASI**
Bir yan yelkeninin, direğe yakın olan alt köşesi.
**KASA**
Halatların çimalarında, açılmayacak şekilde yapılan yuvarlak ve büyük halka.
**KASARA**
Teknelerin baş, orta veya kıç kısımlarında, ana güverteden daha yüksek olan kısımlar.
**KASTANYOLA**
Demir zinciri akarken durdurmak için, ırgat (vinç) etrafına konan fren balatası.
**KAVANCA**
Bir şeyi bir taraftan diğer tarafa geçirmek veya aktarmak.
**KEMERE**
Güvertenin döşenebilmesi için, posta uçlarını birbirine bağlayan, omurgaya dik yerleştirilen kirişler.
**KERTE**
Bir dairenin 32'de biri. (1 Kerte = 11° 15')
**KERTERİZ**
Bir cismin, tekneden olan yönünü pusula ile tayin etmek veya ölçmek.
**KERYE**
İki çelik halatı birleştirmek veya çelik halatın ucuna geçici kasa yapmak için kullanılan, civatalı mengene.
**KIBLE**
Güney yönü.
**KIÇ**
Teknenin arka tarafı.
**KIÇ BODOSLAMA**
Omurgadan kıç tarafa kaldırılan dik kısım.
**KIÇ GÖNDERİ**
Kıç tarafta sancak çekmek için dikilmiş olan ince direk.
**KİLİT**
12.5 - 15 kulaç uzunluğunda zincir parçası veya zincir baklalarını birleştiren özel bakla.
**KINISTIN VALFİ**
Tekneye denizden su almak için, su kesimi altına konmuş, uzaktan açılıp kapatılabilen valf.
**KOÇ BOYNUZU**
Güverte üzerinde, halat volta etmek için kullanılan, çift kulaklı madeni çıkıntılar.
**KOL**
Halatı oluşturan ve büküm yönüne göre adlandırılan, bükülmüş lif demetleri.
**KOLTUK**
Bir teknenin yanaştığı yere sıkıca bağlanması için, baş ve kıç omuzluklardan verdiği halatlar.
**KONTRA MİZANA DİREĞİ**
Üç direkli yelkenlilerde, mizana direğinin arkasındaki dördüncü direk.
**KONTRA OMURGA**
Ana omurganın aşınmaması için altına konan serit halindeki ek parça.
**KONTRATA MİZANA DİREĞİ**
Dört direkli yelkenlilerdeki son direk.
**KÖRKAPAK**
Lumbuzları (pencereleri) içeriden kapatan madeni kapak.
**KUNTRA**
"Karşı, zıt, yedek" anlamında kullanılır. [Kuntra flok, kuntra iskota]
**KURT AĞZI**
Güverte üzerinde, halatların geçmesi için monte edilen, yataklı madeni oluk.
**KUTRANİ KAPLAMA**
Ahşap teknelerde, tahtaların çapraz (diyagonal) olarak çakıldığı kaplama şekli.
**KÜPEŞTE**
Güverte üstündeki, bordayı çevreleyen koruma kenarlığı.
**KÜREK LUMBARI**
Askeri filikalarda, küreklerin oturtulduğu, küpeştede açılmış oyuk yerler.
**LAÇKA**
Boşver, boşalt, boşalmış, gevşemiş anlamında.
**LALE HALATI**
Dümenin denizde kaybolmaması için, dümen yelpazesinden teknenin kıçına bağlanan ince savlo.
**LARMO**
Baş tarafta, flok yelkenlerinin açıldığı istralya. [Flok larmosu]
**LAVA ETMEK**
"Boşunu al ve ger" anlamında bir emir.
**LAVRA DELİĞİ**
Teknenin içindeki suyu askıya alıp boşaltmak için açılmış delik. (Genellikle kıç havuzluğun altında)
**LİF**
Bitkisel halatın yapıldığı malzemenin en ince parçası.
**LİĞA CAMADAN**
"Yelkeni küçült, camadana vur" demektir.
**LİMBO**
Bir şeyin bir taraftan diğer tarafa aktarılması.
**LİVAR**
Balıkçı teknelerinde, balıkların taze kalması için, altı denizle bağlantılı tahta havuz.
**LOÇA**
Demir zincirinin akması için, teknenin başında açılmış deliklere geçirilmiş madeni oluk.
**LOKMA**
Zincir baklalarının ortasına, takviye için konmuş parça.
**LUMBARA AĞZI**
Ambarlara ve sintinelere giriş için, güvertede açılan kapaklı dört köşe delik.
**LUMBUZ**
Gemideki yuvarlak veya köşeli pencere.
**MANİKA**
Teknenin alt kısımlarını havalandırmak için, güverteden aşağı inen geniş boru.
**MAPA**
Sabit, yuvarlak madeni halka.
**MARTİN DEMİRİ**
Kolları ve çiposu aynı düzlemde olan, kolları beden etrafında dönebilen modern bir demir türü.
**MASTALYA**
Tahtadan yapılmış büyük leğen.
**MASTORİ POSTASI**
Bir teknedeki en geniş posta (orta kısımdaki).
**MATAFORA**
Filika veya botları asmak için kullanılan, ucunda palanga bulunan vinç.
**MATAFYON**
Yelken ve tentelerin delik etrafının yırtılmaması için takviye edildiği, yassı metal veya halat halka.
**MAYNA ETMEK**
Ağır ağır aşağı indirmek.
**MEME**
Çapa kollarının, bedenle birleştiği noktanın alt kısmı.
**MEZESTRE**
Yarıya kadar indirmek.
**MİL (Deniz mili)**
Denizdeki uzunluk ölçüsü. (1 Deniz mili = 1852 metre)
**MİZANA DİREĞİ**
Üç direkli bir yelkenlide en kıçtaki (üçüncü) direk.
**NETA**
Muntazam, düzgün, tertipli veya emniyetli anlamına gelir.
**NEVCET**
Hamak sarılan ince halatlar.
**OMURGA**
Teknenin bel kemiği; postaların üzerine oturtulduğu, baştan kıça uzanan ana yapı elemanı.
**OMUZLUK**
Teknenin baş ve kıç taraflarındaki 45° civarındaki yönler.
**ORSA**
Yelkenle, rüzgâra karşı (rüzgârın geldiği yöne doğru) mümkün olduğunca yakın seyretmek.
**ORSA YAKASI**
Bir yelkenin, direk tarafındaki veya rüzgârüstü tarafındaki kenarı.
**ORSA ALABANDA EĞLENMEK**
Tekneyi, rüzgâra karşı dengede tutarak, bir yerde bekletmek.
**ORSA ALABANDA TRAMOLA**
Tekneyi rüzgâr üstüne alıp, bir taraftan diğer tarafa (kontra değiştirerek) döndürmek.
**ORSA HALİNDE**
Bir teknenin rüzgâra karşı yaptığı seyir.
**ORSA PUPA ÇEMBERİ**
Bumbanın cundasında, iskota ve kuntraların bağlandığı madeni halka.
**ORSADA KAZANMAK**
Orsa seyrinde, istenilen yöne doğru az yol kaybederek ilerlemek.
**ORSAYA KAÇMAK**
Bir yelkenli teknenin, istenmeyen şekilde sürekli rüzgâr üstüne doğru dönmesi.
**ÖKSÜZ KEMERE**
Kemerelerin, teknenin yan taraflarında kalan kısa parçaları.
**PALAMAR**
Gemilerin rıhtıma veya iskeleye bağlanmasında kullanılan kalın halat.
**PALANGA**
Bir halat ve bir veya daha fazla makaradan oluşan kaldırma mekanizması.
**PALAVRA GÜVERTE**
Eski harp gemilerinde topların bulunduğu ana güverte.
**PATALYA**
1-3 çifteye kadar kürekli, küçük ahşap savaş teknesi.
**PATRİSA**
Direk ve çubukları geriden desteklemek için, cundalarından aşağı ve geriye inen sabit arma halatları.
**PİK**
Giz veya serenler üzerine açılmış üçgen yelken.
**PİK YAKASI**
Bir yan yelkeninin üst ve köşedeki yakası.
**PİYAN**
Bir halatın çimasının açılıp dağılmaması için, ucuna ispavlo veya gırcıla ile yapılan düğüm.
**PORTUÇ**
Alet edevat veya malzemenin saklandığı dolap veya kamara.
**POSTA**
Teknenin kaburgası; üzerine kaplama tespit edilen, omurgadan yukarı kalkan eğri elemanlar.
**PRUVA**
Bir teknenin ön tarafından ileri istikamet.
**PRUVA DİREĞİ**
Çok direkli teknede baş taraftaki ilk direk.
**PUNTEL**
Güverteyi destekleyen dikme veya güverte kenarındaki korkulukları (vardavela) tutan dik çubuklar.
**PUSULA**
Manyetik veya cayro prensibiyle çalışan, yön gösteren seyir aleti.
**PUSULA KARTI**
Pusula ibrelerinin üzerinde dönen, dereceli veya kerteli daire şeklindeki kart.
**PUSULA MİHVER EKSENİ**
Pusula kartının döndüğü, ucu sivri iğne.
**PUSULA TAŞI**
Manyetik pusulalarda, kartın üzerinde döndüğü, manyetik olmayan madeni yuvarlak yuva.
**PUTA**
Koymak, donatmak. [Puta kürek] (Kürekleri yerine koy!)
**RADANSA**
Halatların çimalarına kasa yapmakta kullanılan, "8" şeklinde düz madeni halka.
**RANDA YELKENİ**
Yelkenli bir teknede, grandi (ana) direği üzerine açılan büyük yan yelkeni.
**RODA**
Kullanılmamış, fabrikadan yeni çıkmış nebati halat topağı.
**ROTA**
Geminin üzerinde gittiği planlı yol çizgisi.
**RUBA ETMEK**
Yelkenle rüzgârı başa alarak, tekneyi geri geri yürütmek.
**RÜSVET GÜVERTE**
Yolcu gemilerinde, filikaların üzerinde bulunduğu, en üst güverte.
**RÜZGAR ALTI**
Rüzgârın estiği yönün tersi, rüzgârın gittiği taraf.
**RÜZGAR YAKASI**
Bir yelkende, rüzgârın estiği taraftaki kenar.
**RÜZGARÜSTÜ**
Rüzgârın geldiği, estiği yön.
**SAFRA**
Teknenin dengesini sağlamak için sintinesine konan ağırlık (genellikle kurşun, su veya beton).
**SAĞANAK**
Rüzgârın eserken birdenbire şiddetli esmesi.
**SALMA**
Bir teknenin rüzgâr veya akıntı etkisiyle, kontrolden çıkarak dönmesi.
**SALMA OMURGA**
Yelkenli teknelerde, yana yatmaya karşı denge sağlamak için, tekne ortasından aşağı indirilip kaldırılan metal veya ahşap levha.
**SALPA**
Demirin deniz dibinden kurtulup, ağırlığının zincire binmesi. (Demir "tired" durumda)
**SANCAK**
1. Bayrak.
2. Teknenin sağ yarısı, sağ tarafı.
**SANCAK ALABANDA**
Dümenin sancak tarafa doğru sonuna kadar basılması için verilen emir.
**SANCAK GÖNDERİ**
Kıç tarafta, sancak çekmek için dikilmiş ince direk.
**SARAVELE**
"Yelkeni sar!" anlamındaki komut.
**SAVLO**
Sancak çekmek için kullanılan ince halat.
**SELVİÇE**
Yelkenli bir gemideki, yelken ve serenleri kontrol eden hareketli halatların genel adı.
**SEREN**
Direkler üzerinde yatay olarak bağlanmış, yelken açmaya yarayan gönder.
**SEREN YAKASI**
Yelkenlerin, serene bağlı üst kenarı.
**SIĞ SU**
Teknelerin seyrine uygun olmayacak şekilde, az su bulunan, derin olmayan yer.
**SİLYON FENERİ (SİNYAL FENERİ)**
Gece seyrinde, pruva ve grandi direkleri cundalarında yakılan, seyir fenerleri.
**SİNTİNE**
Bir teknenin su altında kalan iç kısmının en dip kısmı; biriken suyun toplandığı yer.
**SİS İŞARETİ**
Siste seyir halindeki gemilerin, düdükle verdikleri konum işareti.
**SİS KAMPANASI**
Demirde veya şamandrada yatan gemilerin, siste mevkilerini belli etmek için çaldıkları kampana.
**SIYA**
Kürek çekerken, tekneyi geriye itmek için verilen komut.
**SOĞRA (SOKRA)**
Armuz kaplamada, kısa gelen kaplama tahtalarının uçlarının birleştiği çizgi.
**SUĞA ETMEK**
Sıkıştırmak, vira edip sıkmak. [Suğa civata]
**SU HATTI**
Teknenin gövdesinde, yüklü iken suyun temas ettiği seviyenin oluşturduğu çizgi.
**SÜBYE ARMALI**
Direklerinde seren yelkenleri olmayıp, sadece yan yelkenleri (randa, pik) bulunan tekneler.
**SÜLYEN**
Temizlenmiş çelik saclar üzerine sürülen, koruyucu kırmızı astar boya.
**SÜRME OMURGA (SALMA OMURGA)**
Ana omurga yarığından aşağı yukarı hareket ettirilebilen, yelkenli teknelerde denge sağlayan levha.
**ŞAPKA**
Direklerin üst uçlarına geçirilmiş yuvarlak tabla.
**ŞEYTAN ÇARMIHI**
İki halat arasına ağaç basamaklarla yapılan, bordadan sarkıtılan ip merdiven.
**TALVEK HATTI**
Boğazların, seyir için en güvenli orta hattı.
**TARAK GEMİSİ**
Limanları ve kanalları derinleştirmek için kepçeli olarak yapılmış özel gemi.
**TAVA**
Borda iskelelerinin altında ve üstünde durulan platform. [İskele tavası]
**TAVLON GÜVERTE**
Çok güverteli gemilerde, ana güvertenin bir altındaki güverte.
**TAYFA**
Ticaret gemilerindeki gemiciler.
**TENTE**
Güverteyi yağmur ve güneşten korumak için açılan branda veya benzeri malzemeden örtü.
**TENTE OMURGASI**
Tentenin orta kısmını yukarı kaldıran, uzunlamasına konan ağaç.
**TERSANE**
Gemi yapılan fabrika, tezgah veya sanayi merkezi.
**TİRENTİ**
Palanga veya halat sisteminde, çekilen taraf, çekilip alınan halat ucu.
**TIRNAK**
Çapanın kollarının ucundaki, dibe gömülen sivri uç.
**TOKA ETMEK**
Bir şeyi yerine kadar kaldırmak, tamamen çekmek. [Sancak toka etmek]
**TRAMOLA**
Yelkenle seyirde, rüzgâr üstüne dönüp, rüzgârı diğer taraftan alarak kontra değiştirme manevrası.
**UÇKURLUK**
Bir sancak veya bayrağın, direğe bakan yakasında bulunan, takviyeli beyaz şerit. İçinden uçkurluk salvosu geçer.
**USKUNA**
Pruva direği kabasorta, grandi direği sübye armalı iki direkli yelkenli tekne.
**USTURMAÇA**
Teknelerin birbirine veya rıhtıma çarpmasını önlemek için araya konan lastik, ahşap veya plastik yastık.
**VARAGELE**
İki nokta arasında gerili bir halat üzerinde hareket eden bir sistemle insan veya yük taşımak için kurulan düzenek.
**VARDAVELA**
Küpeşte üzerinde, personeli korumak için yatay olarak geçirilmiş demir veya ahşap çubuklar (korkuluk).
**VARDAVELA PUNTELİ**
Vardavelaları (korkulukları) tutan, dikey sabit veya açılır kapanır çubuklar.
**VARİL**
Mancana büyüklüğündeki metal fıçı.
**VELEDİBARKA**
Fırtınalı havalarda, pruva ana istralyası üzerine açılan küçük flok.
**VELEİSTRALYE YELKENİ**
Pruva direğinden sonraki direk üzerine açılan yan yelkenin sereni.
**VELENA**
Direkler arasındaki istralyalar üzerine açılan üçgen şeklindeki yelkenler.
**VENTO**
Bumba ve mataforaları bir taraftan diğer tarafa çevirebilmek ve sabitlemek için cundalarından alınan halatlar.
**VİNÇ**
Gemiye yük alıp vermede kullanılan, kaldırma makineleri.
**VİRA**
"Sar, çek, kaldır!" anlamında komut. [Vira demir!]
**VİYA**
Tekne istenilen rotaya döndükten sonra, düz seyre geçmek için verilen komut. ["Dümen tut!" anlamında]
**VOLTA**
Bir halatı babaya veya biteye bir kez dolamak.
**VOLTA ALMAK**
Halatin veya demir zincirinin birbirine dolanması.
**YAKA**
Yelkenlerin köşeleri ve kenarları.
**YAKAMOZ**
Denizde, biyolüminesans yapan organizmaların neden olduğu ışık saçılması.
**YALPA**
Teknenin sancaktan iskeleye, iskeleden sancağa sallanması.
**YALPA OMURGASI**
Teknelerin yalpalarını azaltmak için, karina kısmına eklenen, ince uzun çıkıntı.
**YAN YELKENLER**
Serenler (yan yelken direkleri) üzerine açılan yelkenler (randa, pik gibi).
**YARIM OTURAK**
Kürek çekerken, ayak dayanılan yatay ağaç puntal.
**YASLAMAK**
Bir teknenin, akıntı veya rüzgâr etkisiyle bir rıhtıma veya başka bir tekne üzerine düşmesi.
**YEKE**
Dümeni çevirmek için, dümen tasına takılan kol.
**YELPAZE**
Dümenin su içindeki en geniş, yassı kısmı (pala).
**YOMA**
Genellikle kalın halatlara verilen isim.
**YÜRYA**
Bir halatı veya palanga tirentisini, durmadan, üzerine yatarak sonuna kadar çekmek.
**ZİNCİR MAKİNASI**
Zincirliğin üstünde, zincirin geçtiği madeni boru.
**ZİNCİRLİK**
Teknelerin baş tarafında, demir zincirlerinin muhafaza edildiği bölme.
**ZIRH GÜVERTE**
Eski zırhlı harp gemilerinde, mermilerin delip geçmemesi için konan çelik güverte.
**ZOKA**
Uç tarafında, sarımsak dilimi şeklinde kurşun bulunan bir çeşit balık iğnesi (olta).


Comments